sohbet girişi
Posted by adminİşte bu okulda ameleydim
Posted by adminİbrahim Tatlıses’in “İbo Show”u, bu akşam Star TV’de yeniden başlıyor.
İBRAHİM TATLISES’İN İNŞAATINDA ÇALIŞTIĞI OKUL- Foto-galeri
Program öncesi Sema Eren’le buluşan Tatlıses, 40 yıl önce inşaatında çalıştığı Baltalimanı’nda-ki Behçet Kemal Çağlar Lisesi’ni ziyaret etti.
Demir işçisi
Yıl 1967-68… Bu okul bitene kadar burada çalıştım. Demir işçisiydim. Her katında, her bölümünde alın terim vardır. Ben hiçbir zaman çalışmaktan, işçilik yapmaktan, amele olmaktan utanmadım. Ben bu işi keyifle yaptım. Demir işçiliğini ben yaptığım için sağlam okuldur, bilirim. Uzun zamandır ziyaret etmek istiyordum. Kısmet işte, şimdi sizinle birlikte geldim. Gerçekten çok duygulandım… (Gözleri doldu.)
Cepte para yoktu
Kolay iş var mı, her işin zorluğu vardır. O günler güzeldi. Cebimde param yoktu, soğan, peynir, ekmek yiyordum ama mutluydum. İşler büyüyünce dertler de büyüyor. Çok çalıştım, hâlâ da çalışıyorum. Hep söylüyorum, 63 yaşında sahneyi bırakacağım. Hayat nedir ki? Ye, iç, gez, eğlen… Bundan sonra böyle yaşayacağım.
“İbo Show” artık Star TV’de yayınlanacak. Öncelikle hayırlı, uğurlu olsun diyelim…
- Teşekkür ederim. “İbo Show” 17 yıldır devam ediyor. Artık biraz değişiklik yapmak istiyorum ama ne yapacağımı bilmiyorum. Belki içine yarışma falan koyarım. Ben bir yarışma programı yapsam, hiç sanatçı olmasa, içine de sadece kendi şarkılarımı koysam, o program inanın tavan yapar, tavan. Şimdi kafaya koydum, yapacağım vallahi! Bir, iki arkadaşım var, format arattıracağım onlara. “İbo Show’da Yarışma”, isim de bu olabilir.
Yok, bence “İbo Show Kazandırıyor” yapın ismini…
- Vallahi süper isim. Tamam, ismi budur yarışma programımızın.
Programa ara vereli üç ay oldu. Özlemişsinizdir ekranda olmayı…
- Özledim tabii. Üç ay içinde çektiğim sıkıntıyı size anlatamam. Herkes sürekli “Neden programınızı bitirdiniz?” diye sıkıştırıyordu beni.
AZERBAYCAN’DA PE..VENK DİYE BAĞIRACAĞIM
“İbo Show”, Yıldız Tilbe ile yaşadığınız tatsızlık yüzünden bitti…
- Zaten bitirmek istiyorduk. Bülent Ersoy programa konuk geldikten sonra yardımcılarıma döndüm, “Artık bitirelim, hem konuk bulmakta zorlanıyoruz hem de yoruldum, 3-4 ay ara verelim, yazın tekrar başlarız” dedim. O dönem albüm çalışması da vardı, ikisi bir arada zor olacaktı. Yapım ekibim, “Şurada kaç program kaldı, biz konuk buluruz” deyince devam kararı aldık. Ama sonrasında o tatsız olay yaşanınca, bitirdik. Gereksiz bir tatsızlıktı ama benim söylediğim de önemli bir şey değildi. Çok önem verdiler. O kelimeyi bir daha Azerbaycan’da kullanacağım.
Yani ‘pe..venk’ kelimesini… Neden Azerbaycan’da kullanacaksınız, anlamadım?
- Pe..venk, Azeri dilinde “kodaman, yiğit, büyük adam” anlamına geliyor. Mesela, “Çok yahşi pe..venktir” derler. Şimdi ben internete girdim, rahmetli Haydar Aliyev, Süleyman Demirel için bu kelimeyi kullanmış. Ben de Azerbaycan’a gidip ‘pe..venk’ diye bağıracağım. Bunu dediğiniz zaman, adamların hoşuna gidiyor.
Azeri dilinde anlamı bu olabilir ama bizim dilimizde farklı İbrahim Bey…
- Bel altı vurmak isteyenler hazırda bekliyordu. Onlar başladı vurmaya. Kadın (Yıldız Tilbe) orada bana diyor ki, “Senin haremin var”. Bu laf kadına yakışıyor, ama bir erkeğe bu kelimeyi söylemek yakışmıyor, öyle mi? İyilik yapılınca karşılığı beklenmez, doğrudur. Ama insan, yaptığı iyiliğin karşılığında nankörlük görürse, kuduruyor. Hüngür hüngür ağlayarak bana telefon açmıştı, ben de yardımcı olmaya çalışmıştım. Daha neler neler yaptım. Ben sana ne yaptım ki kalkıp, “Senin haremin var” diyorsun, ters ters konuşuyorsun? Ben ona kızım gibi baktım. Ne asıldım ne de başka bir şey yaptım. Ayıptır yani…
Yani siz Yıldız Tilbe’ye “Seni pe..venklerin elinden kurtardım” dediğiniz için pişman değilsiniz?
- Hayır canım, hiç değilim. Üzülmüyorum da. Hak eden insana söyledim. Ağzımdan çıkan ne ki? Sokakta milyonlarca insan daha beterini kullanıyor, televizyonlarda “bip” yapıyoruz… Ben tepkimi, sinirimi gösterdim
Önce Demet Akalın, ardından Yıldız Tilbe polemiği… Bu son iki olayda da “Kadınlara hep böyle davranıyor, bel altı vuruyor” diye eleştiriliyorsunuz.
- Ben Yıldız Tilbe’ye, “1-2-3-4 tamam, daha da katlanamam diyorsun. Yani sevgiline dört tane kadından sonrasını çekemem mi diyorsun?” diye sordum. O da kalktı, “Ne söylediğimi onlar anlıyor” dedi. Bunun üzerine, “Ben anlamıyorum, ne diyorsun?” dedim. Şov yapıyorum sonuçta, işi alevlendirmeye çalışıyorum. Bunun üzerine bana dönüp, “Senin haremin var, bu işleri sen bilirsin” deyince sinirlendim. Şimdi ben mi kaba davrandım, bel altı vurdum, yoksa o mu? “İyi, peki. Canın sağ olsun” dedim, reklama girdim. Yayına döndüğümüzde saygısızlığını devam ettirince ben de köpürdüm. Onun dışında, kadınlara nerede kaba davrandım? İnsanın adı çıkacağına canı çıksın derler ya, o hesap… Öbür hanımefendiye gelince (Demet Akalın)… O cümlemde ince bir sanat var…
O UÇAĞI DEĞİŞTİRDİM
Yani “O benim nasıl binici olduğumu iyi bilir” cümlenizde…
- Tabii… Kadın ticari itibarımıza dil uzatıyor, herkes bize telefon açıyor, onurumuzla oynuyor. “Uçağın içi pis” ne demek? Bu bir kadına yakışıyor mu? O kadına bunları söylemek yakışıyorsa eğer, benim söylediğim de bana yakışıyor. Bu kadar! Kadın hak ettiğini bulur. Bak biz seninle kaç yıldır tanışırız, röportaj yaparız. Neden bugüne kadar ben sana hiç kaba davranmadım? Çünkü sen oturmasını, kalkmasını, konuşmasını bilen bir kadınsın. Ancak saygıyla konuşurum seninle. Ben hep “Ağır kadını, az konuşan kadını severim” derim. “Hahaha pis kokuyor, uçağına girdim leş gibi…” Bunlar şaka mı? Telefon açar, söyler ama kamera karşısında böyle şaka olmaz.
Demet Hanım’ın bindiği bu uçağı değiştirmeye karar vermişsiniz. Doğru mu bu?
- Evet, değişti bile. Ama bu yüzden değil. Zaten değiştirecektim. Bakıma göndermiştik, o yüzden değiştirmeye karar verdim. Allah nasip ederse, Amerika’dan üç ay sonra yeni uçağımız gelecek. Bir jet… Diğeriyle arasında hem hız, hem para hem de irtifa farkı var. Mesela buradan Bodrum’a eski uçakla 1 saat 5 dakikada gidilirken, bu jetle 50 dakikada gidiliyor.
Bu jeti kaça aldınız peki?
- Şimdi krizden dolayı fiyatlar çok düştü. Ben de düştüğü için alıyorum. Diyelim ki 8 milyon dolarlık bir uçak, krizde 5 milyon dolara kadar düştü. Diğer uçağımı ben 2 milyon 300 bin dolara sattım. Adamlar geldi, uçağı çok beğendiler. Pilotu da tebrik ettiler. Çok temizdi uçak çünkü.
Bu yeni uçağı da kiraya vereceksiniz. Saati kaç para olacak?
- Saati 2 bin 500 euro ile 2 bin 700 euro arasında değişecek. Mesela buradan Urfa’ya gidiş-geliş 6 bin 500 euro falan tutacak. Güzel para da, buradan bana saatte ne kalır biliyor musunuz? 1000 euro.
Yeni albümünüzde sözü ve müziği size ait “Yağmurla Gelen Kadın” adlı bir şarkı var. Kim bu yağmurla gelen kadın?
- Otobüs durağında gördüğüm bir kadın, o kadar. Gerisini anlatmak istemiyorum. O bana kalsın… Diyor ki şarkıda, “Yağmur duası gibi sana yalvarıyorum, bir damla yağ üstüme yanıp tutuşuyorum, yeter Allah aşkına körkütük aşık oldum, aç kapıyı vefasız, yağmurdan adam oldum…”
Açmadı mı kapıyı size bu kadın?
- Açmadı vefasız…
Hülya Avşar dedi ki, “Erkek arada bir başka kadınla zevklenmeli…”
- Biri çıkıp, “Kocanı filan yerde gördük” dediğinde kadın, “aaa ne güzel” derse kazanır. Bunu demesini bilen çok az kadın var. Bazı şeyleri bildiğini çaktırmadan hissettirecek kadın. Ama çaktırmadan, çirkefleşmeden. İşte erkek o zaman mahcup olur, kadın da 1-0 öne geçer. Bir de kadın bir erkekle ilişkiye girerse, başka bir şey olur, erkek yaparsa zampara, çapkın olur. Hayatım boyunca hep kadının yanında oldum. Adam gibi kadın sevdim. Hayatım boyunca kadının kalitesiziyle birlikte olmadım. Zaten kendini kalitesiz sıfatına sokan kadın da, toplumda yeri olmayan kadındır.
Halkiyatçıyım
Biraz önce ofisinizde bir yazı gördüm. Sizin “Kadınlarımız” başlığıyla yazdığınız bir yazı… O yazınızda bir şey dikkatimi çekti. Demişsiniz ki, “’Ben bitti demeden bitmez’ cümlesini anlamadan, kadın haklarını savunan kadınlarımız…” Bu cümleyi Asena’dan ayrılma aşamasındayken söylemiştiniz. Açalım mı biraz bu konuyu…
- Evet, ben bitti demeden bitmez. Ben bitirirsem, bitiririm ve bitti. Bir dansözdür, bilmem nedir, avcısı çok olur, üstüne düşen çok olur. Benim bu lafımda koruma içgüdüsü var. Yani hemen kimse heveslenmesin demek istedim. Bitti, gitti işte. Allah’ın selameti herkesin üstüne olsun, Allah işini gücünü rast getirsin. Benim kadınlarımıza yazdığım bu yazıyı köşe yazarları okusun. Çünkü bazıları hâlâ beni bir ipe sapa koyamadı. “bu yazıyı Attila İlhan’dan çalmış” dedi. Ben o yazıma sadece Attila İlhan’ın, “Ne kadınlar sevdim zaten yoktular” cümlesini koydum, o kadar. Şarkı sözü yazıyorum yakıştıramıyorlar, yazı yazıyorum, yakıştıramıyorlar, niye? Ben yazamaz mıyım? Hep köşe yazarları, edebiyatçılar mı yazı yazar? Bakın ben edebiyatçı değilim, halkiyatçıyım. Siz edebiyatı kitaptan öğrendiniz bense halktan.
Büyük dedem evliyaymış
Meraklıyım dediniz. Aynı zamanda da akıllı ve zeki bir adamsınız siz…
- Bu benim gücüm değil. Benim gücüm nasıl olabilir Allah aşkına? Okul okumamışım, bir eğitimim yok. Bakın bir helikopter gidiyordu, baktım, “Böyle gidiyorlar sonra bir yere düşüyorlar” dedim. Yarım saat sonra yangın için barajdan su alan helikopterin düştüğü haberi geldi. Böyle birilerini görüyorum, üç gün zaman biçiyorum, o kişinin dördüncü gün vefat ettiği haberini alıyorum. Ya da “şöyle olacak” diyorum, dediğim şekilde haberi geliyor. Bu benim gücümde olan bir şey değil.
Neyin gücü?
- Seyyid Ahmed El Bedevi benim dedemdir… O, İslam alimlerinin ve evliyaların büyüklerindendir. Bunlar, Allah’ın sevgililerinden. Bir gün diyetisyen Ender Saraç’a gittim. Bana, “İbrahim Bey maneviyatta birileri sizi koruyor, siz bir soyağacınızı araştırın” dedi. Aradan altı ay geçti, Ankara’da Sevgi diye bir kadına gittim. Altı şey söyledi, söylediği her şey de peş peşe oldu. Bir daha ona baktırmamaya yemin ettim. Sonra bu Sevgi Hanım bana, “Sizde bir güç var, buna bir baktırın” dedi. İki kişi aynı şeyi söyleyince, amcamın oğlunu aradım ve “Bizim soyumuzu araştırın, benim dedem kimdir” dedim. Bunun araştırması tam bir yıl sürdü. Sonuçta, Seyyid Ahmed El Bedevi’nin üç kuşak önceki dedemize el verdiği ortaya çıktı. Beni koruyan, bazı şeyleri hissetmemin sebebi bu. Bugüne kadar bana kim kötülük yaptıysa, mutlaka cezasını bulmuştur. Benim bir şey yapmama gerek yok.
OXFORD’LU TATLISES
“Urfa’da Oxford vardı da biz mi okumadık” diyen İbrahim Tatlıses’e, photoshop tekniğiyle yapılmış, onu Oxford’un önünde başında kepi, elinde diplomasıyla gösteren büyük boyutlarda bir fotoğraf hediye edildi. Ünlü türkücü, duvarına astığı bu fotoğrafın önünde Kelebek’e poz verdi.
İşçiler AKP Genel Merkezine yürüyecek
Posted by adminDün Başbakan Erdoğan ile görüşmesinden de sonuç alamayan Türk-İş eylem sürecini bugün başlatıyor.
Eylemler, mesai bitiminde 81 ilde AKP il örgütlerinin önünde düzenlenecek kitlesel basın açıklamalarıyla başlayacak.
Ankara’da TÜRK-İŞ Genel Başkanı Mustafa Kumlu’nun katılımıyla gerçekleşecek olan eylem için saat 18.00’de Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı önünde toplanılacak. Kumlu başkanlığındaki işçiler ardından AKP Genel Merkezi’ne yürüyerek, hükümetin verdiği toplusözleşme zammını protesto edecekler.
Dün Başbakan Erdoğan, Türk-İş’e son olarak ilk yılın birinci dönemi için yüzde 3; ikinci dönem için yüzde 4 oranında zam önerdi. Ancak Türk-İş, 2008 yılındaki enflasyon oranında zam istedi
Altınok ve bürokratları hakkında dava
Posted by adminEski Keçiören Belediye Başkanı Turgut Altınok, Başkan Yardımcısı Ali Çekiç ile Park ve Bahçeler Şube Müdür Vekili İbrahim Terzioğlu’na, belediyeye ait park, bahçe, şelale ve bazı hizmet binalarında kaçak su kullanarak, “görevlerini kötüye kullandıkları” iddiasıyla dava açıldı.
Ankara Cumhuriyet Savcısı Vahdet Polatkan’ın hazırladığı iddianamede, ASKİ avukatlarının, tüm uyarı, ihbar ve davalara karşın, Keçiören Belediyesinin bazı park, bahçe, şelale ve hizmet binalarında kaçak su kullandığı iddiasıyla şikayette bulundukları, bazı tutanak ve fotoğrafları da delil olarak gösterdikleri bildirildi.
İddianamede, başlatılan soruşturmada ifadelerine başvurulan Altınok, Çekiç ve Terzioğlu’nun suçlamaları kabul etmediği, sorunun, Büyükşehir Belediyesi ile Keçiören Belediyesi arasındaki çekişmeden kaynaklandığını iddia ettikleri belirtildi.
Altınok’un ifadesinde, park ve bahçelerin kuyu sularıyla sulandığını, kaçak su kullanılmaması için genelge yayımladığını söylediği kaydedilen iddianamede, su kullanımın kişisel değil, kurumsal olduğunu ifade ettiği ve bedelsiz kullanım varsa, karşılığının yasal yollar kullanılarak, belediyeden istenebileceğini söylediği aktarıldı.
İddianamede, şüphelilerin savunmalarına, kaçak su kullanımı iddialarının Büyükşehir Belediyesi ile hukuk mahkemesinde dava konusu olduğuna ilişkin belgeler ekledikleri bildirildi. Buna göre, Ankara 14. Asliye Hukuk Mahkemesi’ndeki dava için hazırlanan bilirkişi raporunda, belediye binasında sulamanın, Ovacık’taki kuyulardan tankerlerle çekilen suyla gerçekleştirildiğine, Ankara 20. Asliye Hukuk Mahkemesi’ndeki davaya hazırlanan raporda ise Keçiören Zafer Serdaroğlu Parkında kaçak su bağlantısının bulunmadığının bildirildiğine yer verildi.
İddianamede, karşıt delillerin hangisine itibar edileceğinin, mahkemece yapılacak yargılama sonucu mümkün olabileceği belirtildi.
Kaçak su kullanımının sabit olması halinde, eylemin “görevi kötüye kullanmak” suçunu oluşturacağı ifade edilen iddianamede, “yüzlerce tutanağa tekabül eden ve yıllardan beri süregelen kullanımın, şüphelilerin bilgi ve talimatı olmaksızın gerçekleştirilmesinin mümkün görülmediği” kaydedildi.
İddianamede, “şüphelilerin 2006-2007′de, belediyeye ait çok sayıda park ve bahçe ile bazı hizmet binalarında kaçak su kullandırdıkları ve böylece görevlerini kötüye kullandıkları yolunda şüpheler bulunduğu” gerekçesiyle, 1 yıl 3′er aydan 5′er yıl 3′er aya kadar hapis cezasına çarptırılmaları talep edildi.
Yargılama Ankara 8. Asliye Ceza Mahkemesinde yapılacak
Vassell Ankaragücü’nde
Posted by adminAnkaragücü, transfer görüşmesi yapmak için Ankara’ya getirdiği Darius Vassell ile 3 yıllık anlaşma sağladı.
Ankaragücü yöneticilerinin, Vassell ve menajeriyle birlikte dün akşam yemeğinde bütün pürüzleri giderdikleri ve İngiliz futbolcuyla 2 1 yıllık anlaşma sağladıkları belirtildi.
Bugün İngiltere’ye dönecek Vassell, Ankaragücü’nün Almanya’daki hazırlık kampı öncesinde Türkiye’ye gelecek ve kendisini sarı-lacivertli renklere bağlayan imzayı atacak.
Hidayet’e 50 milyon dolarlık teklif
Posted by adminAmerikan Profesyonel Basketbol Ligi’nde (NBA) Orlando Magic formasıyla bu sezon Doğu Konferansı şampiyonluğunu kazanan ve NBA finali oynayan milli basketbolcu Hidayet Türkoğlu, kendisiyle görüşmek için dün akşam saatlerinde Orlando’ya gelen Batı takımlarından Portland Trail Blazers’ın antrenörü Nate McMillan ile yemekte biraraya geldi. Portland Trail Blazers, milli basketbolcuya 5 yıl karşılığında 50 milyon dolarlık bir anlaşma teklif etti.
1 Temmuz’dan itibaren serbest oyuncu (free-agent) olan ve NBA kurallarına göre takımların resmi teklif götürüp görüşme yapabildiği Türkoğlu için en hızlı davranan kulüp Portland Blazers oldu.
Transferin ilk saatlerinde milli basketbolcunun menajeri Lon Babby ile iletişime geçen Batı takımının, Hidayet’e 5 yıllık uzun bir anlaşma önerdiği öğrenildi.
Bununla da yetinmeyen Portland, dün akşam saatlerinde takım antrenörü Nate McMillan’ı Hidayet’i ikna etmek için Florida’nın Orlando şehrine gönderdi.
Türkoğlu’nun menajeri Babby, Portland şehrinin de bulunduğu Oregon eyaletinin gazetesi Oregonian’a yaptığı açıklamada Hidayet ile McMillan’ın Orlando’da biraraya geldiğini doğrularken, “İkili bu akşam yemek yiyecekler. Perşembe günü de Türkoğlu ve ben Portland’a geçerek Blazers Genel Menajeri Kevin Pritchard ile biraraya geleceğiz ve takımın antrenman yerleri, stadı ve soyunma odalarını gezeceğiz” dedi.
Türkoğlu da Anadolu Ajansı’na yaptığı değerlendirmede, henüz bir takımla anlaşamadığını belirterek, “Geleceğimi düşünmek zorundayım. 30 yaşındayım ve 5 yıl daha bu ligde en iyi koşullarda oynamak istiyorum. 1 Temmuz itibarıyla serbest bir oyuncuyum ve gelecek teklifleri değerlendiriyorum” dedi. Türkoğlu, Orlando’yu sevdiğini, anlaşmaları halinde Magic’te de kalabileceğini belirtti.
Menajer Babby, transfer görüşmeleri için sürenin başlamasından itibaren Magic yöneticilerinden henüz bir telefon almadığını söylerken, “Ama bu demek değil ki Hido Magic’ten ayrılacak. Bu süreç doğaldır. Türkoğlu, istediği teklifin gelmesi durumunda Magic’te de kalabilir” diye konuştu.
ESPN Sports televizyonuna göre, Orlando Magic Türkoğlu’na 4 yıl için 36 Milyon Dolar önerirken, 1 Temmuz’da serbest oyuncu olan Hidayet’i ilk arayan kulüp olan Portland Trail Blazers, milli basketbolcuya 5 yıl karşılığında 50 milyon dolarlık bir anlaşma teklif etti. 5 yıl gibi daha uzun süreli bir sözleşmeye imza atmak isteyen Türkoğlu’nun, 9 milyon dolarla başlayacak ve her yıl yükselecek bir anlaşma sunan Blazers’ın bu teklifine sıcak baktığı bildirildi.
Hidayet Türkoğlu’yla, Portland takımıyla birlikte forvet pozisyonunda oyuncu arayan Detroit Pistons, Toronto Raptors, Sacremento Kings ve Memphis’in de ilgilendiği öğrenildi.
Oregon takımı Portland, geçen yıl normal sezonu Magic gibi üçüncü sırada tamamlamış, ancak play-off’larda Houston Rockets’a yenilerek elenmişti. Rockets’ın Hidayet’i kadrosuna katarak önce Batı Konferansı, ardından da NBA şampiyonluğu hedeflediği belirtildi.
ORLANDO SENTİNEL GAZETESİ HİDO’YA VEDA YAZISI YAZDI
Florida’nın Orlando kentinde 5 yıldır oynayan ve şehirde çok sevilen Türkoğlu’nun, hem NBA’de serbest oyuncu olması hem de Magic’in düşük bir ücretle Vince Carter’ı transfer etmesinin ardından milli basketbolcunun takımdan ayrılacağına kesin gözüyle bakan Orlando Sentinel gazetesinde yayınlanan haberde, Magic takımı yöneticilerinin yıldız oyuncuyu elde tutmayı beceremeyerek büyük bir hata yaptığı kaydedildi.
Gazetede Mike Bianchi imzasıyla yayınlanan haberde, Magic’in NBA’de finale kadar yükselmesinde en büyük katkıyı yaptığı belirtilen Hidayet’in kaybedilmesinin aynı başarının önümüzdeki sene tekrarlanmasını çok zora sokacağı iddia edildi.
Orlando Sentinel gazetesi Hidayet için şu cümleleri kullandı :
“Onun gitmesi kentte çok derin bir üzüntü yaratıyor. Shaquille O’Neal, Tracy McGrady gibi yıldızlar bu takımdan giderken onlar için kötü sözler sarf edilmişti. Ama Hido farklı. Çünkü biliyoruz ki Hidayet aslında ayrılmak istemiyor. Magic ona hak ettiğini vermeli.”
Yazının son paragraflarını teşekkür cümlelerine ayıran gazete, Türkoğlu’nun takımın tarihinde en önemli oyunculardan biri olduğu ve gönüllerdeki yerini aldığını kaydetti.
Öte yandan, Milli Basketbolcu’nun serbest oyuncu olduğunu belirten flaş yazıları da New York’ta Times Meydanı’ndaki ışıklı dev haber panolarında dönmeye başladı. NBA’in resmi internet sitesi NBA.com ise Türkoğlu’nu bu sezon serbest oyuncu olan en değerli oyuncular arasında gösterdi.
İSKİ suya zam istedi
Posted by adminİSKİ Genel Müdürü Mevlüt Vural, İstanbul’daki su fiyatlarında yeni bir düzenlemeye gidilmesi amacıyla kurumları tarafından hazırlanan teklifi, bu ay içerisinde İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisine sunacaklarını söyledi.
Vural, İSKİ Genel Müdürlüğünde düzenlediği basın toplantısında, İSKİ bütçesindeki gelir/gider dengesinin kurulması, maliyetli kredi kullanımının asgari düzeyde tutulması, hayati öneme haiz suyun İstanbul halkına sürekli olarak temin edilmesi ve yeni yatırımlara kaynak oluşturulması amacıyla teklif hazırladıklarını belirtti.
Teklifin, su fiyatlarında yeni bir düzenlemeyi içerdiğini ve bu ay içerisinde Büyükşehir Belediye Meclisine sunulacağını kaydeden Vural, “Teklifimiz, Meclis tarafından kabul edilirse, yeni tarifenin 1 Ağustostan itibaren geçerli olmasını talep ediyoruz” dedi.
ZAMLI FİYATLAR ŞÖYLE OLACAK:
İSKİ‘nin önerisine göre, konutlarda 0-10 metreküp arası, su fiyatının 2.13′den 2.45 liraya, 20 metreküp su kullanımının 3.20 liradan 3.68 liraya, 20 metreküpten fazla su kullanımınınsa 4.26 liradan 4.90 liraya çıkarılması planlanıyor.
Yıldırım nikahı
Posted by adminTarabya’daki Fransız Bahçeleri’nde dün akşam 21.00’de gerçekleştirilen nikâhı Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül kıydı. Tan Sağtürk’ün şahitliğini Betül Mardin ve Fatoş Sel, Alona Ataberk’in şahitliğini Yeşim Gül yaptı. Çiftin acele bir şekilde evlilik kararı almalarının nedeni Alona’nın 1.5 aylık hamile olmasıydı. Nikâh töreninde Alona ve Tan’ın mutlulukları gözlerinden okunuyordu
Bayern Münih Ribery’i kaça satar?
Posted by adminOttmar Hitzfeld’e göre, Bayern, eğer 70-80 milyon avroluk bir teklif gelirse Franck Ribery’yi satacak. Bayern’in eski antrenörü, Münih’te işlerin nasıl yürüdüğünü biliyor ve büyük bir teklif gelirse hayır diyemeyeceklerini bildiğini söylüyor.
Uzun süredir, Ribery’nin adı Avrupa’nın büyük kulüpleriyle birlikte anılıyor. Real Madrid ve Barcelona, Bayern ile temasa geçti. Manchester United, Arsenal ve Chelsea’nin de Ribery ile ilgilendiği biliniyor. Hey şeye rağmen, Bayern cephesi, kesin bir dille Ribery’yi satmayacaklarını belirtmişti.
Ama Hitzfeld, büyük bir teklif gelirse Bayern’in bundan çark edeceğini düşünüyor. Sports Bild’e konuşan Hitzfeld, “Bayern çok dikkatli hesap yapan bir kulüp. Eğer bir kulüp 70 - 80 milyon avroyu gözden çıkarmış ise Ribery’yi satar” dedi.
G-8′de Bugünün Gündemi Afrika
Posted by adminG-8 Liderleri, Zirvenin Son Gününde Dikkatlerini Afrika’ya Yönlendirecek. Liderlerin, Aids, Sıtma ve Veremle Mücadele için 60 Milyar Dolarlık Bir Yardım Paketi Açıklamaları Bekleniyor.

